Dava: Şantaj suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve Cumhuriyet Savcısı; kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarından sanığın beraatine ilişkin hükümler katılan vekili ve Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
KİŞİSEL VERİLERİN KAYDEDİLMESİ VE VERİLERİ HUKUKA AYKIRI OLARAK VERME VEYA ELE GEÇİRME SUÇLARI
Yargıtay kararı – T.C. YARGITAY 12.Ceza Dairesi Esas: 2012/17703 Karar: 2012/18222 Karar Tarihi: 11.09.2012
Karar: A) Sanık hakkında kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nın 135. maddesinde düzenlenen
B) Sanık hakkında şantaj suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Dosya kapsamına göre, mağdure, eşi ve sanığın aynı kurumda çalıştıkları, mağdureyle eşi arasında boşanma davası açıldığı dönemde, sanık ile mağdurenin arkadaşlık yaptıkları bu süreçte mağdurenin çıplak vaziyetteki görüntü ve fotoğraflarını elde eden sanığın, boşanmaktan vazgeçip, resmi nikahlı eşiyle beraber yaşamaya devam eden mağdureye, işyerinden ayrılmaz ve A… ilini terk etmezse, görüntü ve fotoğraflarını içerir kayıtlardan oluşturduğu CD’yi çalıştıkları kurumun genel müdürlüğüne göndereceğini belirtip, şeklinde sözler söylemesi şeklinde gelişen olayda, sanığın kendisine veya başkasına yarar sağlamaya yönelik hareket ettiğine dair delil bulunmaması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 107/2. maddesinde tanımlanan şantaj suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, eylemin bu haliyle genel kast ile işlenebilen ve 5237 sayılı TCK’nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle, sanık hakkında yazılı şekilde şantaj suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
C) Sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
5237 sayılı TCK’nın 136/1. maddesinde düzenlenen
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii, katılan vekili ve C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, şantaj ve verileri hukuka aykırı olarak verme ve ele geçirme suçlarından verilen hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 11.09.2012 tarihinde hükmün B bendi yönünden oyçokluğu ile diğerleri yönünden oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Müştekinin D… Bölge Müdürlüğünde sekreter olarak çalıştığı ve aynı kurumda işçi olarak çalışan şüpheli ile gönül ilişkisine girdiği ve bu gönül ilişkisi nedeniyle kendisi ile sık sık görüştüğü ve bu görüşmeler sırasında şüphelinin kendisinin çıplak görüntülerini kendisinin haberi olmadan CD’ye çektiği, daha sonra müştekinin bu gönül ilişkisini bitirmek istediğini şüpheliye söylemesi üzerine şüphelinin elinde bulunan bu CD’leri kendisi ile gönül ilişkisine devam etmediği takdirde internete ve çeşitli kurumlara göndereceğini iddia ederek şantaj yaptığı ve daha sonra bu görüntüleri çeşitli kurumlara gönderdiği böylece şüphelinin üzerine atılı hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek, şantaj, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak suçlarından TCK’nın 135/1, 136/1 ve 107. maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle sanık hakkında kamu davası açılmıştır.
Yapılan yargılama sonunda sanık hakkında kişisel verilerin kaydedilmesi ve verilerin hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarından beraat, şantaj suçundan ise mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Kararın sanık müdafii, katılan vekili ve mahalli Cumhuriyet Savcısının temyizi üzerine Dairemizce kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan beraatin onanmasına, kişisel verilerin verme veya ele geçirme olarak adlandırılan mağdurenin çıplak vaziyetteki görüntülerini yayma olarak adlandırılan eylemin özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu ve şantaj suçunun oluşmayıp eylemin tehdit olarak adlandırılabileceği gerekçesiyle bozma kararı vermiştir.
Biz aşağıdaki gerekçelerle olayda şantaj suçunun oluştuğunu düşündüğümüzden sayın çoğunluğun bu yöndeki görüşüne katılmıyoruz.
1- Katılanın eşi ile boşanma davası olduğu dönemde sanık ile beraber oldukları, katılanın rızası ile çekilen çıplak görüntülerini, katılanın boşanma davası olan eşi ile tekrar barışması üzerine sanığın elindeki çıplak video görüntüleri yayınlayacağı ve A… ilini terk etmesi şeklinde gelişen olayda katılan Cumhuriyet Savcısına verdiği 18.10.2007 tarihli ifadede
2- Katılanın beyanı ve iddianamedeki vasıflandırmaya göre sanığın eylemi TCK’nın 107. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen
Sanığın amacı kendisiyle daha önce beraber olan katılanın eşiyle tekrar barışıp kendisini terk etmesi üzerine, kendisiyle beraber olmayı sağlamaya yönelik amaçla yapılmış şantajdır. Yoksa sekreter olan katılanı hükümlü kadrosundan işçi olarak çalışan sanığın tehdit etmesi için hiçbir sebep yoktur. Eğer tersi olmuş olsaydı yani katılan sanığın A… ilini terk etmesini isteseydi o zaman tehdit suçu oluşabilirdi.
3- TCK’nın 107/2. maddesi TCK’nın ilk halinde mevcut değildi. 29.06.2005 tarih ve 5377 sayılı Kanunla eklenmiştir. Nitekim bu eklemenin gerekçesi olarak da
4- Kabule göre de;
Tüm açıkladığımız bu nedenlerden dolayı sanığın şantaj suçunu işlediğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun bu konuda bozma düşüncelerine katılmıyoruz.
kaynak : www.yargitay.gov.tr
Avukat Özgür Eralp
http://www.eralpdanismanlik.com.tr/web/egitim/kisisel-verilerin-korunmasi-kanunu-kurumsal-egitim-programi/

